May 2012
28 posts
Bu sefer yurt dışına çıkmayıp, kendi topraklarımızda sbt olduk. Şöyle karışık bir şey söyledim ortaya.
2 tags
4 tags
3 tags
2 tags
3 tags
2 tags
2 tags
3 tags
2 tags
2 tags
2 tags
1 tag
2 tags
2 tags
3 tags
2 tags
2 tags
so if you please …
2 tags
2 tags
Saat 09.09’da uyandım. Bu, saatten başka bir işaret değildi. Günün anlam ve önemi uyumaktı, lakin anlamsızca uykudan kalkmış, önemsiz yüklere büyük görevler yüklemeye ilk saniyeden itibaren başlamıştım. Gözlerim yanıyor, yataktan çıkmaya yetecek tetiklemenin gelmesini bekliyordum. Yataktan çıkarsam ne yapacağım diye düşündüm: Hiçbir şey. Ya da yapacak olacağım şeyler bir hiç anlamı...
April 2012
25 posts
2 tags
2 tags
2 tags
Saat 7.34. Tahta, çivi ve çekiç sesleri. 8.30’a kadar zamanım var. Uyumak istiyorum. Üç gecedir, saat 5’i biraz geçmiş olsun, otomatik olarak uyanıyorum. [Biyolojik saatin pilini nereden çıkarıyorduk?]. Mutfağa gidip, bardak küçükse iki, büyükse bir bardak su içiyorum. Mutfağa girmeden önce bir tedirginlik söz konusu. Tam hatırlamıyorum; dört, belki de beş gün önce gördüğüm Karafatma’yla tekrar...
2 tags
2 tags
1 tag
2 tags
2 tags
2 tags
2 tags
1 tag
2 tags
2 tags
2 tags
Şimdi okumaya başlasam on dakika sonra yığılıp kalacağım. O yüzden, yazara saygıdan gözlerimi yarıya indiriyorum. Bu arada, halin vaktin yerinde mi diye sorarsan, halim duman, vakit ise sahiplik eki edinemeden sahipsiz bir şekilde hiçbir zaman yetişemeyeceğim kadar hızla yol alıyor. Ankara havası götü başı ayrı oynayacak kadar samimiyetsiz. Öğle vakti yitirdiğim su kaybını, geceleri üşüyerek...
3 tags
Zamanın bilinci: zamana suikast…